Okul öncesi dönemde, erken çocukluk eğitimi özellikle beynin gelişimi ile birlikte dil gelişimi , zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal açıdan çok kritik öneme sahip. Araştırmalar beyin gelişiminin en önemli kısmının ilk altı yıl içinde gerçekleştiğini gösteriyor 3-6 yaş dönemi nöronlar arasındaki bağlantıların en üst seviyede gerçekleştiği dönem. Bir bebek 3 yaşına geldiğinde, beyninin fiziksel büyümesinin yüzde 90’ı tamamlanmış oluyor.Beynin hızlı gelişme süreci olan bu kritik dönemde ,yemek yedirmek, sakinleştirmek, oyalamak….gibi sebeplerle ekran karşısında beynin büyüme sürecini baltalamak, çocuğa verilebilecek en büyük zararlardandır. Bununla birlikte Hayatın alternatifsiz ve tartışmasız altın yılları olarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi için konunun uzmanları,” insan, ömründe edindiği tüm davranışların, becerilerin yüzde 80' ine yakın bir diliminin temellerini bu yaş aralığında atar” diye ifade ediyor.Karekter ve kişilik yapısının bu dönemde gerçekleştiğinden yola çıkarsak, hayatın temeli 7 yaş öncesi diyebiliriz. Değer yargıları , ikili ilişkiler, toplumsal yaşam, akademik hayat, evlilik hayatı, annelik ve akla gelebilecek her türlü yaşamsal noktaları etkileyecek olan kişilik gelişiminin % 80’ lik kısmı bu dönemde belirlenecektir. Bu noktada ehil kimselerin başında olduğu okul öncesi kurumlar, beyne kodlanan ve dolayısıyla karekter ve kişiliği olumsuz etkileyecek her türlü etkene karşı fren görevi yapıp, erdem sahibi nesillerin inşasında aydınlık ve temiz bir gelecek için ileri vites görevi üstlenmelidirler.

Çocukların çevresinde ne kadar çok zengin uyaran varsa beyni de o oranda hızlı gelişiyor ve iyi eğitim alıyorlar. Oynamayan, kendisiyle iletişim kurulmayan, kendisine dokunulmayan çocukların beyin gelişimi, yaşıtlarına göre yüzde 30 oranında daha az gelişiyor. Oyun çocukların gelişiminde büyük rol oynar. Akranlarıyla aynı pencereden baktıkları hayatta, öğrenmek ve üretmek için oyun kullanılan önemli bir malzemedir. Çocuklar oynayarak gelişir. Alternatifsiz, opsiyonu olmayan 0-6 yaş dönemini ,hiçbir ebeveynin es geçme gibi bir lüksü olamaz. Ya bu çocuğu okulda eğiteceğiz ülkeye faydalı gurur duyacağımız pırlanta gibi gençler olacaklar, ya da yarın, çetelere karışacak – arkalarında gözü yaşlı ebeveynler bırakacak – organize suçlara karışacaklar. Tabiri caizse yürüyen bomba olacaklar. Bu dönem aslında tohumun toprağa atıldığı dönemdir. Tohumun önemi kadar, tohumu elinde tutan da, atıldığı toprak da en az o kadar önem arz etmektedir.

Çocuklara erken yaşlarda karmaşık algılama (PYP sistemde eğitim,farkındalık oluşturma, örüntü, beyin fırtınası,labirent çözme..gibi) ve fiziksel deneyimler için fırsatlar oluşturmak, ileriki yaşlardaki değişik öğrenme becerilerinin gelişimine olumlu yönde etki ediyor. Şunu da söyleyebiliriz, karmaşık algılama içerikli alternatifler sunma, beslenme endeksli bazı zihinsel gelişim geriliğinde dahi, aradaki açık mesafeyi daraltmada etkilidir.

Ülkemizde gençler üzerinde yapılan ve araştırmaların sonucuna göre, iyi bir okul öncesi eğitimi alan çocuklar , böyle bir eğitim almayanlara oranla üniversiteye gidiyorlar, daha yüksek statülü işlerde çalışıyorlar; çağdaş, sosyal ve ekonomik yaşamdaki aktiflikleri daha üst düzeyde oluyor.

Hem teorik hem de pratik uygulamalarıyla, parlak ve aydınlık yarınlar için Başakşehir ‘li tüm ebeveynleri, her açıdan gurur duyacakları bir neslin yetişmesi için okulumuza bekliyoruz.

 

 

 

Yorum Ekle