DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Dikkat eksikliğini, dikkati toplamakta ve sürdürmekte zorluk çekmek, hiperaktivite bozukluğunu ise kontrolsüz hareketler sergileme, aşırı hareketlilik olarak kısaca tanımlayabiliriz. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan bireylerin hayatlarında en az bir ortamın (okul, ev…) etkiliyor olması gerekmektedir. DEHB tanısı koyabilmek için; farklı iki ortamdaki davranışların değerlendirilmesi ve o doğrultuda karar verilmesi gerekmektedir.

Anne ve babaların DEHB’li çocuklara yönelik yakınmaları şu şekildedir;

Bizi dinlemiyor, kendisinden yapmasını istediğimiz işleri yapmıyor, günlük yapması gereken görevlerini yerine getirmiyor, çok ısrarcı, istekleri yerine gelene kadar diretiyor, çok hareketli, yerinde durmak bilmiyor, ses yükseltilerek oturması sağlandığında bile bir yolunu bulup hareket ediyor, oturduğu yerde elini, kolunu sallıyor, sürekli kımıl kımıl bir şekilde…

Yukarıda sayılan şikayetler her çocukta görülebilir. Anne ve babaların çocuklarını gözlemleyerek bu davranışların sıklığına ve yoğunluğuna bakmalıdırlar. Yaptıkları gözlemler doğrultusunda çocukların davranışları değerlendirilmelidir.

Çocuklara dikkati dağınık demeden önce hangi durumlarda dikkatsiz olduğuna bakılmalı. İlgisini çekmeyen, anne-baba zorlaması ile yapılan görevlerde çocuklardan dikkatli davranmalarını bekleyemeyiz. Sevdiği, hoşlandığı oyunları oynarken ya da ailesiyle keyifli vakit geçirirken ki dikkat düzeyi nasıl? Dikkat dağınıklığına dair ipuçlarını bu ortamlarda sergilediği davranışlara göre elde edebiliriz.

Çocuklar hareketli, enerjik olurlar. Hareketli çocuklara hiperaktif denemeden önce gözlemlenmeli. Hareketli davranışları hangi durumlarda sergiliyor? Hareketsiz kalması istendiğinde nasıl tepki veriyor? Dürtüsel mi? İçinde bulunduğu ortama, kurallara göre mi hareket ediyor yoksa çevresinde olup bitenleri önemsemeden istediği şeyi anlık olarak mı yapıyor?

Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızın birçok alanında elektronik aletler ile içi içe bir yaşantı içerisindeyiz. Çocuklar da çevresinde gördükleri bu teknolojiye kayıtsız kalamaz durumdalar. Aileler çocuklarını ne kadar erken teknolojik aletler ile tanışırlarsa dikkat eksikliği riski oluşmasına neden oluyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki; günde 2 saati ekran karşısında geçiren çocuklar, dikkati sürdürebilme, odaklayabilme ile ilgili olan testlerde başarısız olurlar. Yine yapılan araştırmalar gösteriyor ki; 1-3 yaşlar arasında ekran karşısında zaman geçiriyor olmak ileride dikkat eksikliği riskinin oluşmasını artırmakta ve günde fazladan her bir saatlik ekran süresi bu riski %10 daha fazla arttırıyor.

Telefon, tablet gibi çocukların kolaylıkla ulaşabilecekleri teknolojik aletlerin içerisinde birçok uyaran aynı anda veriliyor. Çocukların oynadıkları oyunlara dikkat edilirse; ses, ışık, hareket gibi uyaranlar seri şekilde çocuklara sunulmaktadır. Birçok uyaranı aynı anda almayı öğrenen çocukların sınıf içerisinde tek bir uyarana odaklanmalarını beklemek yanlış olacaktır. Öğretmen tahtada ders anlatırken çocuğun dikkatinin kalemiyle oynayan sıra arkadaşından, dışarıda oyun oynayan çocuklara kadar kaymasının sebebinin büyük ölçüde bunlardan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Yine; çocukların oynamış olduğu oyunlar düşünüldüğünde, oynadıkları oyunlarda yaptıkları her hareketin karşılığını hemen almaya alışmış durumdalar. Çocuklardan dikkat gerektiren görevler verildiğinde yapmak istememelerinin ya da odaklanmadan güçlük çekmelerinin büyük ölçüde sebebi bu durumdan kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak; günümüzde çocukların davranışları gözlemlendiğinde dikkat eksikliğine neden olabilecek risklerin fazlalaştığı, ailelerin bu riskleri kontrol etmekte zorluk çektiği görülmektedir. Eğer; sizler çocuğunuzda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olduğundan şüpheleniyorsanız bir uzman desteği almanız faydalı olacaktır.

 

                                                                                              Psikolog Melike ADLI

Yorum Ekle