1. ÇOCUKLUK DÖNEMİNE GİZLENMİŞ ERGENLİK DÖNEMİ İnatlaşma, 2 yaş itibariyle başlayıp özellikle egosantrik dönemin başı olan 3 yaşta artan inatlaşma ve tutturma krizleri, çocuğun kendi başına yapabilmeye başlaması, seçebilme, kendinin farkında olabilme, birey olduğunu fark etme tepkisidir ve ergenliğin küçük bir gösterimidir. Bu dönemde çocuklar inatlaşarak, ağlayarak istediklerini anne babaya yaptırabildiğini görür ve bunu bir strateji olarak öğrenirler. Çocuklar büyüdükçe bu durum daha profesyonel bir hal alır. Çocuklar ağlayarak, çığlık atarak, kendini yere atarak, öksürerek, ve hatta kusarak anne ve babasını ikna etmeyi başarır. Anne baba çocuğun bu yoğun ağlama ve inatlaşma krizlerinde pes etmek ve çocuğun dediğini yapmak zorunda kalırlar. Özellikle alışveriş merkezleri ve park gibi sosyal ortamlarda çocuğun ağlaması anne babayı daha da kaygılandırır ve rahatsız eder. Anne babalar çocuğun inatlaşma nöbetlerinde başkalarının bakışından rahatsız olduğu için hemen pes eder ve çocuk istediğini yaptırır. Bu nedenle erken yaşlarda başlayan inatlaşmayla başa çıkılabilmekte her şeyden önce bunun çocuğun gelişimi için kaçınılmaz ve doğal olduğunu unutmadan, sorunlara sağduyulu ve kararlılıkla yaklaşarak, çocuğun inatçılığının ileriye taşınması önlenebilir. Aksi halde inatlaşma, anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve ilerleyen yaşlarda da süren yerleşmiş zıtlaşma algısıyla devam edebilir. Durumu kontrol edebilmek ve doğru yönetmek karşılaştığınız sorunlarla iki taraf için daha az yıpratıcı olacak şekilde daha kolay mücadele edebilmenizi sağlayacak ve karşılaşma sıklığınızı azaltacaktır. İnatlaşmayla nasıl başa çıkarsınız? 1. Soğukkanlılığınızı koruyun: Derin bir nefes alın ve içinizden "O sadece bir çocuk" deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin. Başarısız olacağınızı aklınıza bile getirmeyin. 2. Amacınızı unutmayın: Bunun bir kazanma kaybetme durumu olmadığını unutmayın. Her ikiniz de kazanabilir, her ikiniz de amacınıza ulaşabilirsiniz. Amacınız, ona kimin güçlü kimin güçsüz olduğunu ispatlamak değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalı. *Çocuğunuzun istediği şeyin neden yapılamayacağını basit bir şekilde açıklamak uygun olacaktır. *Çocukların bu dönemlerinde her isteklerine “hayır” dememeniz gerekir. Ne kadar çok “hayır” verirseniz o kadar çok “hayır” alırsınız. Sizin için olabilecekleri ve olamayacakları belirleyin. 3. Duygularını paylaşın: İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi, sizin de istediğinizi ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığınızı bilmek, hem onu rahatlatacak hem de sizi sürekli engeller koyan bir düşman olarak görmesini engelleyecektir. 4. Tutarlı olun: Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın. Önce "hayır" dediğiniz bir şeye sonradan "evet" derseniz, çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanacaktır. Başka zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar sizinle çatışmaya devam edecektir. *Bu dönemde çocuğunuza karşı kararlı, tutarlı ama sevecen bir tavırla yaklaşmanız gereklidir. Çocuklar bu hassas dönemde haklı olup olmadığınızı anlamaz ama onunla nasıl konuştuğunuzu anlar. 5. Zaman tanıyın: Gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunuzu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunuzu hissettirdikten sonra, ona biraz zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya başlarsa, hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir. *İnatçılık başladığı anda çok fazla üzerine gitmeyin. Sakinleşene kadar beklemek yararlıdır. 6. Dikkatini yönlendirin: Çocuğunuz her şeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini başka bir noktaya çekmeye çalışın. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun olabilir. Çocuğunuz sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek değişik alternatifler deneyebilirsiniz. Bu, küçük yaştaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ayrıca okul yaşına kadar, hatta bazen daha ileri yaşlarda bile bu yöntemin yararını görebilirsiniz. *Her türlü çabaya rağmen inatlaşma devam ediyorsa, dikkatini başka bir yöne çekmek faydalı olacaktır. (Sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek başka alternatifler denemek.) 7. Seçenek sunun: Böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek, inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sunduğunuz seçenekler ne kadar az olursa, çocuğunuzun karar verme süresi de o kadar kısa olur. *Yaşanan inatçılık krizlerinde seçenek sunmak önemlidir. Bu yöntemle onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu hissedecektir. Çocuğunuz, kendisiyle ilgili kararlar verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de ebeveyn olarak makul birkaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. *Örneğin çocuğunuz yemek yeme konusunda sizinle inatlaşabilir. “Çabuk yemeğini ye!” “Yemeğini ye yoksa babana söylerim!” gibi sert ve tehdit içeren ifadeler yerine “Yemeğini büyük çiçekli tabağında mı yoksa küçük yeşil tabağında mı istersin?” gibi uzlaşmacı, sakin ama kararlı ifadeler kullanmanız, hem ortamı sakinleştiren bir yaklaşım olacak hem de çocuğunuza alternatif sunarak kendi seçimini yapma mutluluğunu yaşayacaktır. *Örneğin; “Dişlerini fırçala!” ifadesi yerine “Hadi gel, dişlerimizi birlikte fırçalayalım.” İfadesi daha uygun hatta aranızdaki iletişimi geliştirecek bir ifade olacaktır. İfadeleri dikkatle seçmek faydalı olacaktır. GÜL ŞEFKAT ANAOKULU

Yorum Ekle